A Harfi Ansiklopedi Nedir?

AHŞAP

Ağacın odun kısımları, kereste, tahta. Ağaç inşaat. Tahtadan, tahtadan yapılma.

Arapçadan haşeb kelimesinin çoğulu olan ahşab, ahşap olarak Türkçeleşmiş ve çoğul anlamını kaybetmiştir. Türkçede canlı ağaçlara ağaç, yakmak için hazırlanan ağaçlara odun, inşaatta kullanılmak üzere hazırlanmış ağaçlara kereste denir. Ahşap, sırf ağaç inşaat hakkında kullanılır. Doğramacılıkta veya ağaçtan yapılan eşya ve mobilya hakkında kullanılmaz, ahşap kubbe denir, ahşap masa denmez.

Ahşap bina (yapı, konak, ev vb.), ana malzemesi ağaç olan yapı.

Ahşap çatı, üzeri keresteyle çatılmış, kapatılmış dam.

Ahşap iskele, demir, kargir, betonarme inşaatta çalışmak için kurulan geçici köprü.

Ahşap iş, yapının ağaç kısımları.

Ahşap işçilik, ana malzeme olarak ağaç kullanılan bina yapma sanatı.

Ahşap köprü, ayakları, taban kaplaması korkulukları veya bunların büyük kısmı ağaçtan olan köprü.

Ahşap kubbe, çatısı ahşaptan çatılan kubbe.

Ahşap metris, Orta çağda şato ve kalelerin kuleleri üzerine, seğirdim korkuluklarına kurulan, dışarı taşkın ahşap korunma ekleri. Genellikle taş konsollar üzerine bindirilir. Gerektiğinde taşınabilir olanları da vardır. Yangınlar sırasında sık sık harap olduğundan sonraları taştan yapılmağa başlandı.

Ahşap yapı, ana yapı malzemesi olarak ağaç kullanılan inşaat tarzı.

Ahşap yapıda hemen her ağaç kullanılabilir, ama her ağacın yatkınlık derecesi ayrıdır. Yaşlı ağaç, bünyesinde özsuyunun bulunmadığı sonbahar veya kış aylarında kesilir, kabukları soyularak kurutulur. Tomrukların kururken toprağa veya nemli ot ve yapraklara değmemesi gerekir, çünkü bunlar ağacı çürütür. Kesilen ve kabukları soyulan tomruklar bir iki ay suda tutulduktan sonra kurutulursa çok daha iyi olur. Fakat temel yapısında taze tomruk kullanılır. Tomrukların kesilişine göre keresteler kalas, çıta, lata, kiriş gibi adlar alır ve buna göre çeşitli yerlerde kullanılır.

Ahşap inşaatta kullanılan ağaçlar yumuşak ve beyaz olabilir (kavak, kayın, akasya). Sert ve sık lifli olabilir (meşe, kestane, karaağaç, gürgen), çıralı olabilir (çam, karaçam, çıralı), yetişmesi güç, kuvvetli ağaçlar olabilir (gül, ceviz, abanoz, pipçen). Memleketimizde ahşap yapılarda bilhassa kavak, kayın, meşe, çam kullanılır. Meşe, ağır ve çok dayanıklı kereste verir. Bilhassa su altındaki inşaatta ömrü çok uzundur. Pahalı olduğu için doğramacılıkta daha çok geçer. Kayının lifleri sık, fakat bünyesi yumuşaktır, onun için inşaatta ağır etkilerin bulunduğu yerlerde kullanılmaz. Kavağın liflerinin ince, hafif ve yumuşak oluşu yanında, bir de güç kuruma meselesi vardır. Çıralı çam temellerde kazık, destek, kaplama ve geçici nitelikteki inşaatta tercih edilir.

Ahşap yapının birtakım özellikleri vardır. Esnektir, kolay su geçirmez, ısıyı iyi ayarlar. Gerekli tedbirler alındığı zaman dayanıklıdır, birkaç kere kullanılabilir, kolay değiştirilebilir. Sanat çalışmalarına elverişlidir, yapının her bölümünde kullanılması mümkündür.

Ahşabın çeşitli kullanılış yerleri vardır: Temel’de toprak çürükse, temel, altına çakılan kazıklar üzerine oturtulur. Temel kazılırken toprağın kaymaması ve yıkılmaması için kazı destekleri yapılır. Hemen bütün yapıların çatılarında, özellikle hangar çatılarında, geçit ve köprülerde (bunlar ya kargir ayaklar üzerine oturtulur veya bütünü ahşap olabilir) kullanılır. İskelelerde ve beton, betonarme dökümünde ahşap kalıplara ihtiyaç vardır.

Buna karşılık ahşabın yapı malzemesi olarak kusurları da vardır. Kerestelerde budak, çatlak ve yarıklar çok önemlidir. Bunlar tahtayı tahrip eder. Ayrıca kurt, mikrop ve mantarların etkisiyle tahta çabuk çürür. Bunu önlemek için tahtanın fırınlanması, boyanması, üzerine katran, lizol gibi koruyucu maddelerin sürülmesi veya içine bakır çinko sülfat enjekte edilmesi gerekir. Ayrıca ahşap ateşe dayanmaz, bir de zamanla kurudukça ek yerleri esnekliğini kaybeder.

Türkler, çadır mimarisinden büyük mimariye geçerken ahşap yapı tarzını çok kullandılar. Ve bu tarzın çok güzel örneklerini meydana getirdiler. 17. yy. a kadar, büyük camiler, hamamlar, sübyan mektepleri dışında hemen bütün memlekette ahşap binalar kuruldu. Türk mimarları, plan zenginliğinin, konforun, dış ve iç ustalığın en güzel örneklerini bu alanda verdiler. Ahşap yapıların dış sadeliği ve iç güzelliği Türk sivil mimarisinin en büyük özelliğini sağlıyordu. Sağlık şartlarına uyması bakımından, binalara bol güneş girmesi için her katta sıra sıra pencereler yapılıyor, alt sıra pencerelerde ışık, kafeslerle ayarlanıyor. Evin ikinci katı çoğu zaman dışarıya bir çıkıntı teşkil ediyor ve bütün gün evde oturanlar «dışarılık» adı verilen bu rahat, havadar ve geniş yerde vakitlerini değerlendiriyorlardı. Ahşap yapıların bir özelliği de saçakların yağmura karşı geniş tutulması ve buradan Türklere has ve son derece zevkli bir saçak mimarisinin doğmasıydı. Yangınlar, yazık ki bu güzel sanatın en seçme örneklerini tahrip ve yok ettiler.

Yorum Ekle

Click here to post a comment