A Harfi Ansiklopedi Nedir?

AKADEMİ

İlim, edebiyat veya sanat derneğidir.

Ortaçağda çeşitli zamanlarda ve değişik adlar altında birçok edebiyat topluluğu vardı (sanat toplulukları, hitabet dernekleri, dini heyetler). Buralarda, yazarların, kendilerini koruyan önemli kişilerin çevresinde toplandıkları görülürdü. Adları klasik eski çağı akla getiren akademiler ise, ancak Rönesans çağında ortaya çıktı. Hümanist toplantılarının düzenli bir topluluk halini alması ve akademi diye adlandırılması, İtalya’da 15. yüzyılın ikinci yarısından sonra gerçekleşti. Bu akademiler, genellikle resmi yardım ve himayeden faydalandıkları halde, kendi bağımsızlıklarını da muhafaza ediyor ve belli başlı hümanistler tarafından destekleniyordu (Venedik’te Alde Manuce, Roma’da Pomponius Laetus, Floransa’da Ficino). 16. yüzyıl boyunca bu akademilerin sayısı arttı, aynı zamanda her birinin, üzerinde durduğu araştırma alanını daha kesin bir şekilde belirlediği görüldü. Bu ihtisaslaşmanın yanı sıra, toplulukların statüleri de genel olarak daha sağlam bir yönetmeliğe bağlanıyordu. Nitekim, Pomponius Laetus tarafından Roma’da kurulmuş olan akademi, arkeolojik araştırmalarla uğraşıyor, Accademia della Crusca (1582’de, Floransa’da kurulmuştur) edebiyat dilinin arıtılmasını amaç olarak kabul ediyor. Accademia dei Lincei (Roma, 1603) ve Accademia del Cimento (Floransa, 1657) sadece ilim çalışmaları yapıyor, buna karşılık Arcadia akademisi (1690) şiirden başka şeyle ilgilenmiyordu.

İtalya’dan gelmiş olan akademi modası, bütün hümanist Avrupa’da ve her yerden fazla Fransa’da yayıldı. Charles 11’in emriyle (1570), Şiir ve Müzik akademisinin ve 1607 yılında François de Sales’in emriyle Florimontane akademisinin kurulması, yazarları ve tanınmış kimseleri bir araya getiren akademilerin gittikçe çoğaldığı bir çağın başlangıcını teşkil etti. Salonları birer edebi kültür merkezi haline gelmiş bulunan bir toplum hayatının alışkanlıkları hem Paris’te hem taşrada bu akademilerin kurulmasını teşvik ediyordu. Ama, tıpkı salonlar gibi, bu akademiler de hemen sadece edebiyatla ilgilenmekteydi. Hatta, Başkan De Lamoignon gibi bazı kimselerin, evlerine girip çıkan yazarlardan kurulmuş küçük bir «Akademi» yi himaye ettikleri görülüyordu.

Richelieu, Fransız akademisini kurarak, bu derneklerden birini milli bir kurum haline getirdi. Bu kurum, bağımsızlığını kaybetmeksizin, edebiyat ve din ile ilgili alanlarda bir otorite olarak ortaya çıkmıştı. Kraliyet Resim ve Heykel (1655), Kitabe ve Edebiyat (1663), İlimler (1666), Müzik (1669) ve Mimarlık (1671) akademilerinin kurulması ile, bütün fikir ve sanat gelişmelerine milli ölçüde yön verilmek istendiği belli olmuştu. Milli akademilerin kurulması mahalli akademilere zarar vermedi. 17. yüzyılda Fransa’­ da akademisi olmayan önemli bir şehir (özellikle meclisleri olanlar göz önünde tutulursa) hemen de yok gibiydi. Bu mahalli akademiler, büyük akademilerin milli ölçüde oynadıkları rolü mahalli ölçüde oynamaya çalıştılar. «Jeux Floraux» kadar eski bir topluluk bile, Fransız akademisinin yönetmeliğine benzeyen bir yönetmeliği kabul ederek 1694’te akademi haline gelmiştir.

Fikir ve sanat hayatları, İtalya ve Fransa kadar gelişme gösterememiş ülkelerde de milli akademilerin resmi bir şekilde kuruluşu örnek kabul edildi. 1662’den itibaren, Londra Kraliyet birliğinin kamu yararına bir kurum olduğu açıklandı. 17. yüzyıl boyunca, edebiyat veya ilimle ilgilenen kraliyet akademilerinin, Prusya’da, İspanya’da ve İsveç’­te kurulduğu görülmektedir. Yavaş yavaş dünyanın bütün ülkelerinde akademiler açıldı. Avrupa’da olduğu gibi Amerika’da da. 19. ve 20. yüzyıl boyunca bağımsızlıklarını elde etmiş olan milletler çoğunlukla, gelenekleşen «akademi» adı ile anılan ilim adamı topluluklarını resmen kurdular.

Bununla birlikte, akademilerin bugün oynadığı rol ile, başlangıçta oynadığı rol arasında fark vardır. Akademiler ya ilim sanat ve edebiyat alanlarının en ünlü isimlerini çatıları altında topladıkları ölçüde milli prestije yararlı olmakta, ya da ilmi araştırmalara yardımcı olan ilim adamı toplulukları niteliği taşımaktadır. Bu çağdaş anlayış daha çok mesela S.S.C.B.’de olduğu gibi ilmi öğretimin gelişmesine katılan bazı ilim akademilerinde belirmektedir.

Mahalli akademilere gelince bunlar, Fransa’da, bütün 18. yüzyıl boyunca var ola geldi. Hatta bunlardan «Les Rosati» gibi bazıları bu yüzyılın sonunda kuruldu. Ama Fransız ihtilalinden sonraki değişiklikler, bu akademilerden çoğunun ortadan kalkmasına yol açtı. Bunlardan günümüze kadar ulaşanlar da vardır (Jeux Floraux, les Rosati gibi). Ne var ki bunlar, özellikle belli taşra merkezlerinde, edebiyat ve kültür çalışmalarını sürdürmek amacı ile çalışan dernekler olarak görünürler. Fikir ve sanat hayatının Paris’te gittikçe daha geniş ölçüde toplandığı bir çağda, bu akademilerin etkisi, bir bölgeye mahsus sanat ve şiir geleneklerinin korunmasını mümkün kılmıştır.

Yorum Ekle

Click here to post a comment