A Harfi Ansiklopedi Nedir?

AKADEMİCİLİK

Resmi olarak son şeklini bulmuş sayılan bir estetik gerçeğe, geleneklere bağlılık.

Eski çağlardan beri zanaatçıların, kendi teknik ve güzellik anlayışlarını nesilden nesile aktarmak maksadı ile öğrenci ve çırak yetiştirmeleri tabii sayılmıştır. Güzel sanatlar öğretiminin kaynağı da budur. Ortaçağda, manastırlara bağlı birçok atölye bu teknik bilgileri ve güzellik anlayışını bir kanun haline getirmeye çalıştı. Keşiş Theophille’in Traite des Divers Arts (Çeşitli Sanatlar Üzerine İnceleme) adlı kitabı bunun bir örneğidir. Çok geçmeden ressamlar, heykeltraşlar hatta mimarlar, keşişlerin doğramacılığını reddetmeye ve üyesi bulundukları sanatçılar ve zanaatkarlar birliğini, kendi üyelerini bizzat yetiştirmek hakkını almak için yaptığı mücadelede desteklemeye başladılar. 14. Yüzyılda loncalar bu hakkı elde etti. Fakat bu sefer de onların vasiliği hoş karşılanmadı.

16. yüzyılda Floransa ve Bologna’da, Carracci’ler ve Leonardo Da Vinci, birtakım akademiler kurdular. Bunların maksadı sadece öğrencilerine mesleki eğitim sağlamak değil, aynı zamanda doğrudan doğruya “güzel”in incelenmesini ve tarifini yapmaktı. Fransa kralının, Fontaineblau sarayını süslemek için çağırttığı İtalyan sanatçıları, Fransa’ya bu yeni düşünce tarzını yaydılar. Bunların kurdukları çeşitli atelyeler hep birlikte gerçek bir akademi meydana getiriyordu. Louire şatolarını inşa edenler, çok geçmeden bu atelyelerin tesirinde kalmaya başladılar. Bu atelyelerde, güzelliğin en üstün derecesine eskiçağ sanatçılarının işlediği insan vücudunda erişildiği öğretiliyordu. Belvedere heykeli, Laocoon, Neron’un evindeki fraskler kopya ediliyor, Roma’ya yolculuk günden güne şart oluyordu. Vitruvius’un ilham ettiği, Vingola’nın Regole dei Cinque Ordini di Architettura’sı (Mimarinin Beş Düzeninin Kuralları) inşaatçıların kutsal kitabı oldu. Fransa kralı bu hareketi teşvik ile yetiniyor, çıkan kavgalarda taraf tutmuyordu. Bu kavgaların asıl sebebi de loncaların güzellik üretimi alanında bir manevi disiplininin, sağlam bir el işçiliğinden daha geçerli olabileceğini kabule yanaşmamalarıydı. Fransa’da gerçek akademicilik 17, yüzyılda doğdu, devlet doktrini haline geldi ve bütün Avrupa’ya yayılmaya başladı. İlkin bağımsız Resim ve Heykel akademisi olan ve 1648’de kurulan Kraliyet Akademisi öğretim yapma hakkını hemen aldı. Bu hak 1655’de tekel haline geldi ve serbest atelye açma izni Akademinin onayına bağlandı (1663). Akademide öğretimin temeli eskiçağ deseninin örnek alınmasıydı. Çizginin kullanılışından ışık-gölge karışımına, düzenlemeye, renge varıncaya kadar her şeyin nazariyatı yapıldı. 1664’te Büyük Roma mükafatının konması, bir sanatçının ancak Ebedi Şehir’de (Roma) yıllarca çalıştıktan sonra sanatçılığa layık olabileceği fikrinden doğmuştur. 19. Yüzyılda akademiciler, Büyük Roma Mükafatını verme imtiyazını yardımcı jüri üyeleri ile paylaşmak zorunda kaldılar. Güzel Sanatlar Yüksek okulunu doğrudan doğruya ve tek başlarına yönetme hakkı da yavaş yavaş ellerinden alındı. Akademinin savaş açtığı romantikler, gerçekçiler, sonra da empresyonistler, güzel sanatların resmi bir öğretim konusu olarak ele alınmasını faydasız buldular. 20. yüzyılda bu öğretim gitgide liberalizme ve seçmeciliğe (eklektizm) yöneldi.

Yorum Ekle

Click here to post a comment