A Harfi Ansiklopedi Nedir?

AKCİĞER

Akciğer ağları, akciğer göbeğinde vagus ve sempatik dallarından meydana gelen sinir ağlarıdır.

Akciğer atardamarı, sağ karıncıktan çıkan ve oksijen bakımından fakir, karbohemoglobin dolu, kanı akciğere götüren damardır. (Son dalları iki parçaya ayrılır, sağ ve sol dalların her biri ait oldukları akciğerin göbeğine ulaşır.)

Akciğer borucuğu, akciğer borularının bitim dallarının her biri.

Akciğer borusu. Bk. BRONS.

Akciğer göbeği, akciğerin iç yan yüzünün hemen ortasındaki bronş, sinir ve damarların çıktığı yer. (Buradan akciğer atardamarı, bronş atardamarı ve sinirler girer, akciğer toplardamarları ile akkan damarı çıkar.)

Akciğer keseciği, akciğer lopcuğunun parçalarıdır. (Her biri 1,2 mm. genişliğinde, piramit biçimindedir.)

Akciğer lopcuğu, birçok akciğer keseciğinin birleşerek meydana getirdikleri parça.

Akciğer-mide siniri, kökü Kanilikte bulunan ve kafatasının arka yırtık deliğinden çıkan iki sinire verilen ad. (Bu sinirler, birçok boğum meydana getirir, komşu sinirlerle ağızlaşır, sonra boyunda ilerler, göğüs boşluğuna girer, köprücük kemiği altındaki toplardamarın arkasından dolaşır ve yemek borusunu izleyerek mideye varır.

Akciğer-mide sinirleri, gırtlağa, yutağa, kalbe, mideye, bağırsağa ve karaciğere dal verir. Sempatik sinir sisteminin tam zıttı bir etki yapan parasempatik sinir sisteminin bir parçasıdır. Buna vagus veya kafatası çiftlerinden onuncusu da denir.)

Akciğer petekleri, teneffüste, kanın gaz alışverişine yarayan en küçük akciğer bölümü. (Akciğer keseciklerinin çevresi düz değildir, dış ve iç yüzlerinde kabartılar ve çukurcuklar vardır. Bunlar petek görünüşünde oldukları için bu adı alır.) Akciğer toplardamarları, akciğer göbeğinde başlayıp sol kulakçıkta son bulan damarlardır. (Genellikle her akciğerde ikişer tanedir, üst ve alt. Bunlar oksijenli kanı kalbe götürürler.)

Akciğer çıkarılması, verem, kronik abse, akciğer kanseri gibi ağır hastalıklarda uygulanan bir ameliyattır. Bk. PNÖMONEKTOMİ.

Akciğer şakkı, cerrahi müdahale ile akciğerin yarılması. Bk. PNÖMOTOMİ.

Akciğer ambolisi, akciğer atardamarı veya dallarının bir trombozuna veya orada bir pıhtının ilerlemesine bağlıdır. (Flebit, arterit, tüberküloz, kanser v.b. nde görülür. Amboli büyük bir atardamar kökünü tıkadığı zaman, büyük çapta sert bir etki yapar ve ani ölüme sebep olabilir.)

Akciğer finiği. Bk. PNÖMOSEL.

Akciğer kangreni, Hanaerop mikroplarından ileri gelir. (Bazen yaygındır, bazen de akciğerin mevzii veya genel kaynaklı septik hastalıklarına bağlı olabilir. Balgam ile nefesin pis kokusundan anlaşılır. Antibiyotik tedavisi kangrenli akciğer hastalıklarının sıklık ve ağırlığını önemli bir şekilde azaltmıştır.) Akciğer inmesi, bir yaralanma, bir bulaşıcı hastalık, bir atardamar veya toplardamar lezyonu sonucu, nefes darlığı ve kan tükürmesi ile beraber akciğer parankiması içinde kan dolmasıdır.

Akciğer mantar hastalığı, hastalık yapıcı mantarların akciğeri kaplaması ve birtakım belirli hastalıklara (aspergiloz, sporotrikoz v.b.) sebep olması. Bk. PNÖMOMİKOZ.

Akciğer taşı, bazen akciğer parankiması içinde rastlanan ve balgamla dışarı atılabilen sert cisim. Bk. PNÖMOLİT.

Akciğer traumaları, ya basit ezilmelerdir, ya da kesici aletlerin, kurşun, tahta veya maden parçalarının yaptığı yaralardır. (Bronşlardan boşalan hemoptizi veya plevrada toplanan hemotoraks kanamalara yol açar.) Akciğer tüberkülozu, akciğer hastalıklarının en sık görülenidir.

Had, tahtelhad ve müzmin gibi çok değişik görünümlerde seyreder. Bk. VEREM. (Tüberküloz dışında kalan kronik akciğer hastalıkları, yukarda sayılanlardan fazla olarak, paraziter hastalıklar [akciğer hidatik kisti] doğuştan veya soysuzlaşmadan ileri gelen hastalıklar (hava kistleri, bronş genişlemesi, akciğer amfizemi], bazı mesleklerin yol açtığı toksik hastalıklar (pnomokoniyoz.)

Akciğerler, biri sağ, biri sol olmak üzere iki tanedir, Akciğerlerin içlerine hava sığdırma yeteneği, derin bir nefes ise 3 000 m², dür. Akciğerin dış yüzü pariskmada 5 000 sm, normal bir nefes almada ve düzgündür, erginlerde mavi bir renk alır. Kıvamı yumuşaktır. Bir yarım koniye benzer, altta bir taban ve üstte bir tepesi (veya kubbesi) vardır. Dış yüzü göğüs kafesinin şekline uyar, loblar arası yarıklarla birkaç loba ayrılır (sol akciğerde iki, sağ akciğer bir asıl bronş, bronş damarları, akciğer atar damarları ve akciğer toplardamarları bulunur. Taban (alt yüz) diyafragma üzerine kalıplanır. İki akciğer arasında mediasten vardır. Her akciğer, akciğer göbeği hizasında geri dönen seröz bir zarla, plevra ile örtülüdür. Akciğerler, bronşların art arda gelen kollarından meydana gelir. Bronşların son dalcıkları, küçük, çok kenarlı ve akciğer lobülleri denilen kitlecikler içinde son bulur. Bu lobüller içinde sona eren son breng, burada, alveol denilen hücrecikler içinde son bulan bronşcuklara ayrılır. Alveol, akciğerde asıl iş gören kısımdır. Üzerinde akciğer atardamarının son dalcıklarından meydana gelen, geniş, kılcal damar ağı taşıyan, esnek bir zardır. Hematoz adı ile bilinen olgu, yani kara kanın kırmızı kana dönüşümü burada gerçekleşir. (Bk. SOLUNUM.) Akciğer konjestiyonu, klinikte had veya kronik şekillerde görünür. Kan hücumundan ileri gelmişse aktif, dolaşım duraklamasından gelmişse pasif diye adlandırılır. Birinci durumda, irkiltici buhar veya gaz teneffüsü, bulaşıcı hastalıklara (tüberküloz pnömokokoksi, tifo v.b.) veya metabolizma (gut) hastalıklarına bağlıdır. İkinci durumda ise, bazı kalp hastalıkları, uzun zaman sırt üstü yatma, yaşlılığın getirdiği dolaşım yavaşlaması gibi sebeplere bağlıdır.

Yorum Ekle

Click here to post a comment