A Harfi Ansiklopedi Nedir?

AKIL

İnsanın kendi davranışını bilmesine, yargılamasına ve tayin etmesine yarayan kabiliyet.

Akıl insanı hayvandan ayırt eder. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, gerçeği yalandan ayırma kabiliyeti, dirayetidir.

İdrak, anlayış, basiret.

Akıl almak (danışmak, sormak), tavsiyesini istemek.

Akıl çelmek, cezbetmek, baştan çıkarmak, bir şeyden vaz geçirmek.

Akıl defteri, hatırlanması gereken şeylerin not edildiği defter, muhtıra defteri, ajanda.

Akıl durdurucu, hayret verici, şaşırtıcı, bu kadar kısa zamanda insanların aya gitmesi akıl durdurucu bir şeydir.

Akıl eksikliği, muhakeme yetersizliği.

Akıl erdirememek (ermemek), mahiyetini kavrayamamak, sırrını çözememek.

Akıl etmek (veya akletmek), herhangi bir şeye karşı tedbir düşünmek, çare bulmak, vaktinde hatırlamak.

Akıl fukarası, başkasının yol göstericiliğine, tavsiyesine muhtaç.

Akıl hocası, yol gösteren, her şeye bir tedbir ve çare bulan, müşavir.

Akıl kârı, akla uygun, makul.

Akıl kumkuması (veya akıl kutusu), yaşına nazaran fazla akıllı ve bilgiç [çocuk].

Akıl öğretmek (vermek), yol göstermek, tavsiyede bulunmak.

Akıl satmak, birine ukalaca nasihatte bulunmak.

Akıl yormak, düşünmek, hatırlamağa çalışmak, zihnini zorlamak.

Akıl var, iz’an (mantık, yakın) var, delile, fazla muhakemeye, kafa yormağa lüzum yok.

Akılda kalmak (bulunmak, tutmak), hatırlamak, unutmamak.

Akıldan atmak (çıkarmak), unutmak, düşünmemeğe çalışmak.

Akıldan bulmak (çözmek, söylemek), başka bir vasıtaya baş vurmadan, zihin yolu ile çözmek, halletmek. Akıldan geçmek (geçirmek), düşünmek, bir an için hatırlamak.

Akıldan gayrı müsmüsellah, Argo Kaçık, zayıf akıllı.

Akıldan gitmemek (söküp atamamak), unutamamak.

Akla dokunmak, şaşırtmak, sarsmak.

Akla gelmek (getirmek), hatırlamak, düşünmek.

Aklı başına gelmek (aklını başına almak, devşirmek, toplamak), doğru bulmak, doğruyu görmek, kendine gelmek.

Aklı başında (olmak), makul, temkinli.

Aklı dağılmak, düşüncelerini belirli bir mesele üzerinde toplayamamak.

Aklı durmak, düşünemez hale gelmek, hayret etmek.

Aklı eren, anlayan, idrak eden.

Aklı ermek (yetmek), bazı şeyleri anlayacak kabiliyette olmak.

Aklı evvel, çok akıllı, aklı iyice eren, aklı erik.

Aklı yatmak, uygun bulmak.

Aklımda, lâdes oyununda tarafların giriştikleri bahsi unutmadıklarını bildirmek için kullandıkları söz.

Aklına geleni (eseni) yapmak, içten geldiği gibi, anî davranışlarda bulunmak.

Aklına hiffet getirmek, delirmek.

Aklına koymak, bir şeyi mutlaka yapmağa karar vermek.

[Birinin] Aklına koymak, aklını çelmek, ifsat etmek, bozmak.

Aklına sığdıramamak, inanmamak, tasavvur edememek.

Aklına şaşmak, bir durum veya davranışın isabetsizliğini belirtmek için kullanılır.

Aklına turp sıkmak, Argo Birinin fikrini veya yaptığını beğenmemek.

Aklına uymak, başka birinin işe yaramayacak bir tavsiyesini tutmak.

Aklından zoru olmak, ara sıra akılsızca işler yapmak, saçmalamak.

Aklını almak, birinin aklını kendisiyle meşgul etmek.

Aklını (başından) almak, anî bir korku ve şaşkınlığa düşürmek.

Aklını bozmak, sapıtmak.

Aklını kaçırmak (kaybetmek, oynatmak), delirmek.

Aklını peynir ekmekle yemek, akıllıca hareket edilmesi gereken yerde aklını kullanmamak. Aklınla bin (çok) yaşa! Olmayacak teklifte bulunana söylenen, yarı alaylı dua.

Allah akıllar versin! Mantıksız bir iş yapana söylenen alaylı temenni sözü.

Hangi, Akla hizmet etmek, olmayacak bir tesir altında kalmak, akıl ile bağdaşmaz şekilde davranmak.

Osmanlıca’da akıl, akl şekliyle ve çeşitli kelimelerle birleşerek terkipler yapar: Akl-ı bâliğ, (buluğa ermiş) ergin kimsenin aklı. [Türkçede akılbâliğ şeklinde kullanılır.]

Akl-i beşer, insan aklı.

Akl-i evvel, ilk sebep, ilk zekâ, yaratıcı.

Akl-i faal, yapıcı, işleyen akıl.

Akl-i hayvanî, hayvanî zekâ, içgüdü.

Akl-i ilâhî (akl-i mutlak, akl-ı mücerred, akl-ı rahmani), Tanrı’ya has, ilâhî, mutlak, mücerret akıl, düşünce, zekâ.

Akl-i insanî, beşeri akıl.

Akl-i kül, ilk yaratılan cihanşumul (evrensel) akıl. (Hz. Muhammed, Cebrail.)

Akl-i maad, gelecek hayata (ahrete) dönük akıl.

Akl-i maaş, dünya hayatına dönük akıl.

Akl-i nefsanî, içgüdülere özellikle yaşama ve korunma içgüdülerine dönük akıl.

Akl-ı şeytanî, şeytanca, şeytanî zekâ vb.

Dişçilik. Akildişi, İnsanlarda 17-30 yaş arasında çıkması normal sayılan üçüncü azı dişidir. Yirmi yaş dişi de derler ama yaşla ve akılla ilgisi olmadığından «üçüncü büyük azı denilmesi daha uygundur. Embrioloji’si, anatomi’si, patoloji’si ve komplikasyon’ları bakımlarından diş hekimliğinde başlı başına bir konu teşkil eder.

Akıldışı, bilgi konusunda sadece akıl ile açıklanmayan.

Akıl tohumu, stoa sistemine göre, bütün canlı varlıklardan önce gelen, bu varlıkların, gelişmeleri boyunca bir bir ortaya çıkacak bütün özelliklerini kendinde yaşayan tohum.

Psikol. Akıl duyuları, dış dünya hakkında insana en fazla bilgi veren, görme, dokunma ve işitme duyuları (Buna karşılık efektif duyular, zevk veya acı doğurur).

Akıl hastalığı, deliliğe hekimlikte verilen ad. Akıl hastası, çeşitli deliliklerden herhangi birine müptelâ olan kimseye hekimlerin verdikleri ad.

Akıl hastalıkları hekimi, akıl hastalıklarını tedavi konusunda ihtisas yapmış hekim.

Akıl hastanesi, akıl hastalarının barındığı ve tedavi edildiği özel hastane. Eski dilde Tımarhane.

Akıl sağlığı, normal ruhi fonksiyonların sağlanması ve korunması için alınan fizik, fizyolojik, psikolojik tedbir ve bilgilerin bütünü.

Felsefe, Akıl, bazı yargıların başka yargılar ile mantık bakımından bağımlı olduklarını kavramak, olayları güden kanunları bulmak ve bu kanunlara dayanarak tutarlı tasarılar yapmak yeteneğidir. Pratik açıdan ise, kullanılan araçları tam ve şuurlu bir şekilde takip edilen amaca uydurmaktır. Kısası, akıl, basit çağrışımlarla, içgüdülerle değil, muhakeme yolu ile yargılama ve hareket etme yeteneğidir. Daha özel olarak, iyi düşünmek ve hüküm vermek yeteneği diye de tarif edilebilir. Fakat, düşünmek, fikir yürütmek için zihin, açık ve inkâr edilmez saydığı bazı ilkelere dayanır. İyi düşünmek, dolayısı ile iyi yargılamak, bu ilkeleri doğru olarak uygulamaktır.

Tarih: Akla tapma, Hebert’ciler Fransa’da Hıristiyanlığı silmek istiyorlardı. Bunların kışkırtmaları ile, illerde bir hareket başladı. Nevers’de, Fouché ibadeti yasakladı, mezarlıkları laikleştirdi. Amiens’te, André Dumont danslı yurttaşlık törenlerini başlattı. Paris komünü piskopos Gobel’e Hıristiyanlığı inkâr ettirterek akımı daha da belirli bir duruma getirdi. Notre-Dame kilisesinde Akıl şerefine bir tören düzenlendi. Kırmızı bir başlık, ak bir gömlek, mavi bir manto giymiş bir kadın oyuncu felsefeye adanmış tapınaktan çıkarak yeşilliklerle süslü bir tahta oturdu, halk da kendisine saygılarını sundu (1793). Bundan sonra Chabot, Notre-Dame’ın Akıl tapınağı olması konusunda bir karar çıkarttı. Robespierre kendi Yüce Varlık anlayışına aykırı olan bu akıma karşı çıktı. Gene de Akıl şerefine birçok törenler düzenlendi. Bu törenlerde bir takım genç kız ve kadınlar tanrıça rolüne çıktılar. Akla tapma Hebert’cilerle birlikte ortadan kalktı (1794).

Tıp: Akıl hastalığı, ruh fonksiyonlarının önemli, uzun süreli veya sürekli bozukluklarından ileri gelen bütün rahatsızlıklara verilen addır. (Akıl hastalıkları, hastalığın «benlik» üzerindeki etkisinin derinliğine göre ve hastanın kendi anormal durumunu kavrama derecesine göre nevroz ve psikoz diye ikiye ayrılır.)

Hukuk: Bir akıl hastası tarafından aktedilmiş hukuki sözleşmeler eğer delilik isbat edilebilirse, irade aktin yapıldığı anda fesadı sebebiyle batıldır. Bir akıl hastasını hacir altına aldırmak, yani onu kanuni ehliyetten yoksun hale getirmek her zaman mümkündür (Bk. HACIR ve MAHCUR). Göz altına alınmış, fakat hacir altına alınmamış bir akıl hastası, akli yeteneklerine sahip olduğu süre içinde hukuki akitler yapabilir. Ceza bakımından akıl hastası cezai ehliyetten yoksun sayılır.

Akıllı, Doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırt edebilme melekesine, kabiliyetine sahip. Doğru düşünen, sağduyu sahibi, anlayışlı.

Akıllı davranmak, tedbirli hareket etmek.

Akıllı geçinmek, kendisini akıllı sanmak, öyle göstermek.

Akıllı kârı, akıllıya yaraşır, akıllıdan beklenir iş.

Akıllı uslu, ağır başlı, terbiyeli, sakin.

Sivri akıllı, acayip fikirleri olan ve kendinden başkalarının aklını beğenmeyen.

Akıllandırmak, Uslandırmak, terbiye etmek, aklını başına getirmek, yola getirmek.

Akıllanmak, Yola gelmek, uslanmak, hâdiselerden ders alıp tedbirli ve doğru davranır olmak. Akıllanmaz, Islahı imkânsız, söz anlamaz, nasihat kabul etmez.

Akıllıca, doğru, akla yatkın ve yakın.

Akıllılık, Akıllı olma hali.

Akıllılık etmek, yerinde ve isabetli hareket etmek.

Akıllılık taslamak, akıllı olduğunu zannederek bununla böbürlenmek, akıllılığını ileri sürmek.

Akılsız, doğru veya isabetli düşünemeyen, idraksiz, zekâsı yetersiz.

Akılsızlık, akıl ve düşünceden yoksun olma. Aptallık.

Akılsızlık etmek, düşüncesizce ve isabetsiz hareket etmek.

Aklen, akıl icabı, akıl gereğince.

Aklen veya naklen, akıl veya nakil yolu ile [Burada akıl idrak, düşünce, nakil ise rivayet anlamındadır].

Akli, akıl ile ilgili.

Akla uygun, akla önem veren, hisleriyle değil, aklı ile hareket eden.

Akli ilimler, eski tasnifte mantık, matematik gibi ilim dallarına verilen ad.

Akli maluliyet, akıldan hasta olma.

Akli meleke(ler), akıl yetkisi.

Akli muvazene, zihni denge.

Aklilik, akli olma özelliği, yalnız akıl üzerine kurulu bir nitelik.

Akliyat, akıl yolu ile elde edilenler.

Yorum Ekle

Click here to post a comment