A Harfi Ansiklopedi Nedir?

AKIM

Bir sıvının (su), bir gazın (hava), bir enerjinin (elektrik) belli bir yönde akışı, yer değiştirişi, cereyan.

Hatlardan geçen elektrik akımını kontrol için özel aletler kullanılır.

Sanatta, siyasette, fikir hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, tarz, sistem.

Gerçekçilik akımı, milliyetçilik akımı, inkarcılık akımı.

 Akış yönü, meyili, suyun akımı, saçağın akımı.

Hava akımı, yüksek basınçlı bölgedeki havanın alçak basınçlı bölgeye doğru akması soğuk hava akımı, sıcak hava akımı.

Akım, bulunduğu yeri ilerleyerek terk eden bir sıvının hareketi.

Sinir akımı, bir uyarımın sinir boyunca yayılmasını sağlayan olaylar dizisi. (Bu uyarımın yayılması, sinirin iletme denilen özelliğini belirtir.)

Akım, çeşitli iktisadi birimler tarafından yapılan mübadelelerin toplamı. (Miktarları göz önüne alınıyorsa mal akımı, kıymetler göz önüne alınıyorsa para akımı söz konusudur.) Hizmetler piyasası ile nihai mal piyasasını, yani tüketicileri, alıcılarına bağlayan iki taraflı hareket.

Akım saati, pervane ve tekerleğinin dönme hızına göre bir akarsuyun hızını ölçen alet.

Akım, aerodinamik üfleme tünellerinde (ve havada hareket eden her cismin etrafında) meydana gelen hareket. (Bu harekette genel olarak iki türlü akım ayırt edilir. Deney odasının [üfleme tüneli] veya herhangi bir cismin önüne düşen akım geliş akımı veya arkasına düşen akım gidiş akımı. Şekil bakımından da akımlar ikiye ayrılır. Bütün hava akımlarının birbirine paralel hareket ettiği laminer akım ve havanın az veya çok, belirli bir çalkantısı ile karakterize edilen türbülan akım.)

Akım durması, troposferin büyük ölçüde kalın bir tabakası boyunca, batı hava akımının kesintiye uğraması. (Genelleşmiş akım durmalarının sebebi, çok kısa ve çok geniş bir gezegen dalgasının duraklamasıdır.)

Akım, ruhun hayat akışkanlığına yaptığı tepki.

Fizik akımı kuramı, Euler’in teorisi, ruhun beden üzerinde doğrudan doğruya etkisi bulunduğunu ileri sürer.

Taşıyıcı akım, sinyal göndermek için modüle edilen yüksek frekanslı alternatif akım. (Telgraf telleri, güç nakil hatları gibi iletici hatlardan yararlanarak yapılan göndermeler, birçok bağlamanın aynı anda kurulmasını sağlar. Her bağlama için ayrı bir taşıyıcı akım frekansı kullanılır. Alıcı merkezde, çeşitli akımlar uygun süzgeçler ile birbirinden ayrılır, sonra da verilen modülasyon giderilir.)

Akımlama, tedavi amacı ile akım kullanılması. (Bk. ŞUA tedavisi.)

Trafik akımı, bir yoldan geçen motorlu vasıtaların miktarı. Vasıtaların gidiş yönü.

Bir iletkenden elektrik akımının geçtiğini söyleyebilmek için, şu üç etkinin aynı anda ve birlikte görülmesi gerekir:

1. İletkenden bir ısının yayılması (ısı etkisi);

2. İletkenin yakınına serbestçe asılmış bir mıknatıslı iğnenin birtakım etkilere uğraması ve iletkene yaklaştırılan bir mıknatısın da iletkeni etkilemesi (elektromagnetik etki);

3. İletken kesilip iki ucu bir tuzlu eriyiğe daldırılınca eriyiğin kimyevi ayrışmaya uğraması (elektroliz etkisi).

Akımın cinsi. Madeni iletkenler veya eriyiklerdeki akımlar iletim akımlarıdır. Elektriklenmiş maddi cisimlerin yer değiştirmesiyle elde edilen akımlara konveksiyon akımları denir. Gerek Rowland’ın deneyleri gerekse katot ışınları üzerinde yapılan deneyler bu iki akım cinsinin elektromagnetik bakımdan aynı özellikleri taşıdığını göstermiştir. Bundan şu sonuç çıkar: Bütün akımlar gerçekte birer konveksiyon akımıdır ve her akım, eninde sonunda bir iletimi olarak ele alınabilir.

a) Madeni iletkenlerde başı boş elektronlar, yani atomlara pek bağlı olmayan elektronlar vardır. Bunlar, bir çeşit elektronik gaz halinde, düzensiz ve sürekli bir hareketle atomlar arası aralıklarda serbestçe yer değiştirirler. İletkenin iki noktası arasına bir potansiyel farkı uygulanırsa, bir elektrik alanı elde edilir. Bu alan, elektronlara, kendi yönüne ters yönde düzenleştirilmiş bir hareket sağlar.

b) Arrhenius’un teorisine göre, elektrolitlerde akımlar iyonların ikili hareketine bağlıdır. («İyon» diye, elektron kaybetmiş [katyon] veya elektron kazanmış [anyon] atomlara veya atom gruplarına denir). Anyonlar fazladan elektronlarını anot’ta bırakırlar. Bu elektronlar, dış devrede anot’tan katot’a taşındıkları için, katotlar da katot’ta eksik kalan elektronlarına kavuşurlar. Böylelikle, elektrotlarda iyonlar Adi atomlar haline dönüşür.

c) Bazı durumlarda (termoelektronik olayda yüksek 181, fotoelektrik olayda 151k), birtakım elektronlar çok seyreltilmiş bir atmosferde serbest kalır. Bir elektrik alanı meydana getirilince, bu elektronlar harekete geçer. Böylelikle, katot ışınları ve elektronik tüpler içindeki akımlar meydana gelir.

d) Düşük basınçlı gazlarda da akım, pozitif ve negatif taneciklerin her iki yönde akmasından ileri gelir. Gerçi bu taneciklere de siyon denilir ama bu iyonlar ötekilerden farklı olarak ya elektrondur ya da bir elektron kazanmış veya kaybetmiş bütün moleküllerdir. Elektriklenmiş taneciklerin gerçek yer değiştirme yönü ne olursa olsun, akım, pozitif yüklerin itibarî olarak akımın yönü diye adlandırılan yönde yer değiştirmesiyle eşdeğerdedir. İkisi de polarlanan elektromagnetik olay veya elektroliz olayı ile tayin edilebilen bir yön, devrenin üreteç dışında kalan kısmında, pozitif kutuptan negatif kutba ve üreteç içinde kalan kısmında negatif kutuptan pozitif kutba giden yöndür.

Akımın sebebi, devrede bir elektromotor alanının varlığıdır. Bu alan, ya bir ayrı cinstenlik elektromotor alanı (elektrokimya üreteçleri veya termoelektrik çiftler), ya da bir indükleme elektromotor alanıdır (indükleme üreteçleri).

Akımın şiddeti, Sonsuz kısa bir dt süresi içinde, bir iletkenden itibarî akım yönünde geçen pozitif yükler ile eşdeğerde olan pozitif yük’e dq dersek, akım şiddeti I= ile tarif edilir. Akımı belirleyen üç olayın genlikleri aynı anda azalıp çoğalır ve akımın şiddetini tespit etmek için kullanılabilir.

Uygulamada ise, zaman unsurunu araya katmayan elektromagnetik olaya başvurulur (Bk. AMPER.). Bir devredeki akımın şiddeti, magnetik bakımdan eşdeğer yaprakçığın gücüne eşittir. (Eşdeğer yaprakcık, aynı alanı doğuran ve bir magnetik alanda aynı etkilere uğrayan yaprakcıktır.)

Akımların ölçülmesi, Bir akımın şiddeti, pratik olarak, elektrodinamometre ve amperölçer denilen ayarlı âletler ile ölçülür.

Akım vektörü, Bir iletkenden geçen elektriklenmiş taneciklerin yörüngesi çizilirse, akım çizgileri elde edilir. Bir noktadaki akım vektörü, o noktadan geçen akım çizgisine teğettir ve büyüklüğü de zaman birimi süresince yüzey biriminden geçen elektrik miktarına eşittir. Bu büyüklük, söz konusu nokta etrafına çizilen sonsuz küçük bir yüzeyden geçen akımın yoğunluğundan başka bir şey değildir.

Doğru akımın kanunları:

1. Yüklerin birikmezliği kanunu: Kollara ayrılmayan bir devre boyunca akımın şiddeti değişmez. Bir düğüme varan akım şiddetlerinin toplamı, o düğümden çıkan akım şiddetlerinin toplamına eşittir.

2. Ohm kanunu: Bir iletkenin herhangi bir noktasındaki akım vektörü, iletkenliğe, Em elektromotor alanına ve t, elektrik alanına 1=0 (Em +8₂) formülüyle bağlıdır. Bu bağıntı uçlarında V gerilimi bulunan, elektromotor kuvveti E olan bir üreteci içine alan bir r direnç devresinin bir parçasına uygulanabilecek r1= V-E bağıntısı ile eşdeğerdedir.

3. Pouillet kanunu: İçinde yalnız bir üreteç, üretecin dışında kalan kısmında ise yalnızca ölü dirençler bulunan kapalı bir devrede, üretecin elektromotor kuvveti, devrenin toplam direnciyle akım şiddetinin çarpımına eşittir: E= RI.

4. Kirchhoff kanunu: Bir ilmik boyunca etki eden elektromotor kuvvetlerin cebirsel toplamı, bu ilmiği meydana getiren çeşitli kolların dirençleri ile bu kollardan geçen akımların şiddetleri çarpımlarının toplamına eşittir: LE=Erl.

5. Joule kanunu. Bk. JOULE.

6. Faraday kanunları. Bk. ELEKTROLIZ.

7. Elektromagnetizma kanunları. Bk. ELEKTROMAGNETIZMA.

Alternatif akımlar: Bu akımlar, alternatif olarak, önce bir yönde, sonra zıt yönde akar. Ortalama değeri sıfır olan şiddetleri zamanın devirli bir fonksiyonudur. Özellikle sin 2nft sinusoidal akımlar, şiddeti formülü ile belirtilen akımlardır (I. genlik; f frekans). Alternatif akımların magnetik ve kimyevi etkileri her alternans’da yön değiştirir. Buna karşılık, ısı etkisinin sabit bir işareti vardır. Sinusoidal akım, iki akımın bileşkesi sayılabilir. Kendisini meydana getiren potansiyel farkı ile aynı fazda bulunan aktif akım (veya watt’lı akım) ve potansiyel farkı ile çeyrek periyot faz farkı olan tepkin akım (veya watt’siz akım) [Bk. ELEKTRIK).

Tek fazlı akım, çok fazlı akımlar: Tek fazlı (monofaze) akım, bir tek elektromotor tarafından sağlanan akımdır. Çok fazlı akımlar topluluğu, aynı çırpıntılı bir elektromotor kuvvetleri topluluğundan ileri gelir. Ne var ki bu elektromotor kuvvetlerinin her biri, ötekine göre aynı periyot kesiri kadar ileridedir. Kullanılan başlıca akımlar iki fazlı (difaze), üç fazlı (trifaze) ve altı fazlı akımlardır.

Birincil (primer), ikincil (sögonder) akım: Bu akımlar bir transformatörün veya bir indükleme bobininin birinci veya ikinci sargısından geçen akımlardır.

Foucault akımları: Madenî kütleler içinde meydana gelen indükleme akımlarıdır. Bunlar, indükleme alanına paralel olarak iletkene yaprak iletkenler konarak giderilir.

Yer değiştirme akımları: Bir devre ancak kapalı olduğu zaman bir yaprakcık sayılabilir. Ne var ki, bir kondansatörün yük akımı, bir kondüksiyon akımı ile aynı belirleyici etkileri yapar (özellikle aynı magnetik alanı). Maxwell, kondansatörün armatürlerini üretecin uçlarına bağlayan teldeki iletim akımı devresinin, kondansatör içinde «yer değiştirme akımı» denilen farazî bir akım ile kapandığını kabul eder.

Akımın fizyoloji bakımından etkileri: Vücuttan geçen bir akım sinirlere tesir eder, acı verir ve kasların irade dışı büzülmelerine yol açar. Akımın vücut üzerindeki tesirlerinin çoğu, akımın fizik ve kimya etkileriyle izah edilir. Akım vücuttaki sıvıların elektrolizine yol açabilir ve bu ayrışma sonunda meydana çıkan maddelerin bir tabaka halinde dokulara yapışması kalbin durmasına sebep olur. Fakat elektroliz’e imkân olmayınca tehlike de ortadan kalkar. Meselâ tıp’ta kullanılan çok yüksek frekanslı akımların tehlike yaratmaması bu şekilde izah edilir.

Sıvılar: İnce bir çeper içine açılmış dar bir delikten akan ve ağdalıksız farzedilen her sıvının akım hızı Bernoulli teoremine göre v = V 2 gh, formülüyle gösterilir. Bu formülde h, yaklaşık olarak, deliğin merkezinden serbest yüze kadar olan uzaklık ile tanımlanan yükü belirtir. (Bk. DARALMA, HARCAMA.)

Demek ki, sabit bir yük için (taşma kabı, Mariotte kabı) akım düzgün olur, yani hızı sabittir. Harcama veya s kesitli bir ağızdan birim zamanda geçen sıvı hacmi de vXs.’dir.

Gerçekte, damarın daralması, harcamanın azalmasına yol açar, harcamanın değeri ise, musluk lülelerinin şekline, lülenin bir noktasından öbürüne değişen sıvı basıncına bağlı olan bir kesrin (harcama katsayısı) vs ile çarpımıdır. Bu lüle daralmış damarın şeklini alırsa, harcama görülür şekilde teorik değerini bulur. Tromplar, silindirik bir lüle içinde, SIVI damarının daraldığı noktada epeyce azalan basıncın bir emme meydana getirmesi ilkesine dayanır. Lüle içinde önemsenmeyecek kadar az olan sürtünmeler, borularda, uzunlukla orantılı ve çeperin türü ile boruların çapına bağlı bir basınç azalmasına (yük kaybı) yol açar.

Kılcal borularda harcama, sıvıya göre değişen bir katsayıya bağlıdır. Bu katsayıya iç sürtünme adı verilir. Esnek borular ise akım rejimini değiştirir. Katı bir borudan kısa sarsıntılarla, düzensiz olarak akan bir sıvı, kauçuk bir borudan sürekli ve düzenli olarak dökülür (atar damarlarda kan akışının düzeni).

Gazlar: Düşük basınç altında, kanunlar aynen sıvılardaki gibidir. Ayrıca, Graham kanunu, akış hızının V ile ters orantılı olduğunu göstermiştir (5=yoğunluk). Büyük basınçlar için, sıkışmalardan ve genleşmelerden ileri gelen 151 olayları ön planda araya girer.

Katılar: Kuvvetle sıkıştırılan katılar da dar bir delikten fırlayabilir (Tresca). Buna katıların akması denir (kurşun boru, renkler için kalay boru, ecza ürünleri v.b. imali).

Fizyoloji: Sinir akımının yayılma hızı, türlere ve sinirin cinsine göre değişir. Karından bacaklılarda 0,4-1,5 m/s, kurbağanın siyatik sinirinde 25 m/s, insanın çeşitli sinirlerinde 30-100 m/s. hız sindirim çapı ile orantılı, kronaksi si ile de ters orantılıdır.

Akım, uyarılan sinir noktasının her iki yanından (iki yönlü iletme kanunu) ve ancak sinirde hiçbir bozukluk yoksa, geçer (bütünlük kanunu). Sinir lifi içinde akım komşu liflerin çalışması ile bağlantılı değildir (tek iletim kanunu).

Sinir akımı adı verilen uyarma, her zaman sinir lifleri kılıfları ile merkez lifleri hizasında kutuplaşma ve kutuplaşmaktan kurtulma gibi elektrik olaylarına yol açar. Bu elektrik olayları, yukarıda sözü geçen kanunlara uyar ve sinir akımının belirtileri olarak kabul edilir.

Akım kavramı, iktisadi toplum birliğinin ve çeşitli akımlar arasındaki bağlılığın ortaya çıkmasına imkân verir. Bu akımlar iki grup altında toplanabilir:

1. gerçek akımlar, yani nihaî mallar ve istihsal amilleri arasındaki akımlar.

2. para akımları, yani toplum grupları arasında devreden ve kiminin harcamasını, kiminin de gelirini teşkil eden akımlar.

Akım tahlili, iktisadi düşüncenin gelişmesiyle kesin şeklini aldı. 1758 Yılında François Quesnay’in İktisadi Tablo’su, toplum bünyesi içinde mal hareketinin, insan vücudundaki kan dolaşımına benzediğini göstermek ister. Bize bir akım fikrini aşılayan ilk tahlil İktisadi Tablodur. Jean-Baptiste Say müstehlikler athei polis ile birlikte, müteşebbisler arasındaki çift arde akım fikri gelişti. A. Cournot, İktisadi meselelerde, genel karşılıklı bağımsızlık kuralını ortaya attı. Warlas, bu iki fikri birleştirdi. iktisadi mübadeleye katılanlar arasındaki karşılıklı bağlılığı ortaya koyarken iktisadi birliği bütünğüyle göstermeye çalıştı. Fakat Walras’da akım fikri mikroekonomiktir. Walras, modeli içine birçok şahıs müteşebbis ve müstehlik sokar ve tek tek ele aldığı bu iktisadi birimlerin hangi şartlar altında azami şekilde tatmin edilebileceklerini araştırır.

Toplum gruplarını ve bu grupların davranışını göz önüne almak ve paranın oynadığı rolü iyi tefsir etmek, akımın makro yönden ele alınmasına imkân verdi. Ve ancak bu şekilde toplum gurupları arasında devreden ve kiminin harcamasını, kiminin gelirini den ve kiminin harcamasını, kiminin gelirini teşkil eden çeşitli para akımlarının rolü daha iyi görüldü. Akım sırasında, toplumsal bir gurup kazandığından daha fazla harcarsa, özellikle satın alma gücü akımları değişebilir. Bu yüzden bu akımın bütününde kendi kendisini büyüten bir güç vardır ve bu güç aksi yönde geliştiği takdirde frenlenebilir. İktisadi konjonktür, akımlardaki bu değişikliklerin tepkisine maruzdur. Akımlardaki bu düzensizliklerin sorumlusu olan grup veya amillerin tespitine çalışılır. Asıl mesele, akımların düzenlenmesi imkânını veren, böylece yüksek ve istikrarlı bir faaliyet seviyesi sağlayan şartları tespit etmektir.

Yorum Ekle

Click here to post a comment