A Harfi Ansiklopedi Nedir?

AKIŞKAN

(Yeni k. Akmak’tan kural dışı yapılmıştır). Normal ısı derecesinde sıvı halde bulunan. (Zeytinyağı akışkan bir maddedir.) Sıvılarda molekülleri birbirine pek yapışık olmayan ve birbiri üzerinden kayabilen veya gazlarda kendi başına yer değiştirebilen, böylelikle de içinde bulunduğu kabın biçimini alan [madde].

Eski dilde Seyyal. 1. Akabilen, seyyal, yapışkanlığı olmayan madde.

Akışkan, bir sıvının kanalizasyonlarda akma özelliği; Bir nesnenin akışkanlığı ağdalığı ile ters orantılı olarak değerlendirilir.

Akışkan, dokunuş, içindeki mineraller veya camlar çok defa biçimi bozulmuş paralel çizgiler halinde sıralanan ve görünüş bakımından su akışını andıran, bir kaya dokunuşu.

Akışkanlar mekaniği, akışkanları, dengesini ve hareketini inceleyen ilim dalı.

Metalürji; Akışkan, sıvı haldeki bir metal ve alaşımın, bir kalıp içine döküldükten sonra katılaşırken kalıbı bütün ayrıntıları ile doldurabilmeğe elverişli olması.

Sıvı ve gaz halindeki maddeler genellikle akışkanlar adı ile belirtilir. Bu adın verilmesine sebep, sıvı ve gaz halindeki maddelerde bazı ortak niteliklerin bulunmasıdır. Mesela, Arkhimedes kanunu, Pascal kanunu vb. sıvılara uygulanabilir. Sıvı ile gaz arasındaki başlıca ayrılık, gazlarda sıkıştırılma kabiliyetinin yüksek, sıvılarda düşük oluşudur. Nitekim gazlara esnek sıvılar da denir. Öte yandan, gazlar sıvılardan çok daha az yoğundur, sıvılarda sıkıştırılma katsayısı değişiktir, halbuki gazların hepsinin genleşme ve sıkıştırılma katsayıları birdir. Isı, 151k, magnetizm ve elektrik olaylarının açıklanmasında etkileyen ve etkilenen maddeler arasında aracılık yaptığı farz edilen etkenlere, sıkıştırılamayan veya tartılamayan akışkanlar denmiştir. Bu tartılamayan akışkanlar nazariyesinin yerini, bir süre için ağırlığı olmayan, bütün moleküllerarası mekanı dolduran, böylece de 181, 151k, elektrik veya magnetizm olaylarının yayılımı için evrensel bir dayanak teşkil eden esir nazariyesi almıştır.

Bir akışkan içinde bulunduğu kabın şeklini alır. Sıvılar ve gazlar akışkandır. Bütün akışkanlar sıkıştırılabilir ve ağdalıdır. Gazlar sıvılara kıyasla çok daha fazla sıkıştırılabilir. Akışkandan akışkana (hava, yağ) değişen ağdalık, komşu akışkan tabakalarının birbiri üzerinde kaymasına karşı koyan sürtünme kuvvetlerinin doğmasına sebep olur. Genel mekanik kanunlarının, şekil değiştirebilir kesintisiz ortamlar olarak göz önüne alınan akışkanlara uygulanışı, klasik akışkanlar mekaniğinin temellerini atar. Sıvıları ve hatta düşük hızlar bölgesinde sıkıştırılamaz olarak ele alınabilen gazları ilgilendiren hidrostatik ve hidrodinamik ile, sıkıştırılabilir sayılan hava, daha genel olarak da gaz akımlarını inceleyen aerodinamik, bu mekaniğin kapsamına girer. Aerodinamiğin kendisi de akım hızının, sesin gaz içindeki yayılma hızından daha küçük veya daha büyük oluşuna göre, ses altı aerodinamiği (sübsonik) ve ses üstü aerodinamiği (süpersonik) diye iki alt bölüme ayrılır. Ses hızının on katından daha yüksek hızlarda, olayların durumu yeni bir bölümlenmeyi gerektirir. Aşırı ses üstü (hipersonik) aerodinamik, sıvıların akışları ile ilgili görüşler oldukça eskidir. Daniel Bernouilli’nin, borularda veya kanallarda sıvıların akışlarını inceleyen çalışmaları 1738 tarihini taşır. 19. yüzyıl başında, Cauchy, Navier, Stokes matematik analizdeki ilerlemeler sayesinde, akışkanlar mekaniğinin ilk ilmi temellerini attılar. 19. yüzyıl sonuna kadar bu ilmi verilerin uygulamaları sınırlı kaldı. Böylece hidrolik hemen de yalnız deney metotlarını kullandı. Chezy, Bazin ve Reynolds’un çalışmaları sayesinde de kanallarda, ırmak ve borularda suyun akışındaki direnç ile ilgili ilk kurallar ortaya kondu. Denemenin verileriyle teori arasında bir bireşim yapma işine İngiltere’de Reynolds ve Rayleigh, Almanya’da, bir dereceye kadar Helmholtz, fakat özellikle Prandtl girişti. Fransa’da ise bu bireşim ancak daha sonraki bir dönemde gerçekleştirildi. Uçakçılığın doğuşu sırasında, akışkanlar mekaniği, özellikle Jukovski, Prandtl, Eiffel, Blasius, Theodore von Karman’ın çalışmalarından hız alan aerodinamik sayesinde kısa zamanda gelişti. Nihayet, uçuş hızının gittikçe artması, süpersonik aerodinamiğin doğmasına yol açtı.

Isı makinalarında, kompresörlerde, türbinlerde, uçak veya mermilerin tepkili iticilerinde, gaz halindeki akışkanların, ısı çıkararak veya çıkarmadan akışını incelemek için akışkanlar mekaniği termodinamik ile birleşir ve aerotermodinamik adını alır. Kimyevi tepkimeler alanı olan gazların akışını incelemek için de meselâ bir yanmada olduğu gibi, kimya ile ilişki kurar. Magneto-aerodinamik, bir magnetik alan etkisinde kalan iletken gaz ortamlarının akışını inceler. Akışkanlar mekaniği astrofizikte pek önemli rol oynar, çünkü fazlası ile iyonize olmuş gazlardan meydana gelen güneş ve yıldızlar elektrik ileticisidirler. Çok yükseklerde rastlanan pek seyreltilmiş gaz akımlarını inceleyen ilim dalına da süperaerodinamik adı verilir. Bu şartlarda, ortamın sürekliliği faraziyesi artık kabul edilemez, çünkü komşu moleküller ile çarpışan bir molekülün iki çarpışma arasında aldığı yol normal şartlar altında sonsuz küçük olduğu halde, bu durumda gerçek bir engel olacak kadar uzar.

Bütün tabiî ilimler gibi, akışkanlar mekaniği de teoriye ve deneye başvurur. Mekaniğin genel denklemlerini hareket noktası olarak alır. Akım alanlarının hesabı için, analitik fonksiyonların özelliklerinden yararlanılır. Boyut analizi akıma bağlı olayları yöneten kanunların yaklaşık bir şeklini çoğu kere kolaylıkla elde etmeyi sağlar. Bununla birlikte, tecrübi uygulama da bu alanda pek büyük bir rol oynar. Akışkanlar mekaniğinin genel denklemleri ancak özel hallerde çözülebilir. Karışık şekildeki engeller konusunda, akımın çeşitli bölgeleri arasındaki karşılıklı etkiler, kurucu elemanlarla ilgili verilerden hareket ederek akımın tümü üzerinde yapılan hesabı hem zorlaştırır hem de güvenilir olmaktan çıkarır. Ölçüler, genellikle mekanik benzeri kanunları ile belirlenmiş şartlarda, örnek tipin ölçeğinde bir maket üzerinde yapılır. Deney tesisleri sıvının hareketli, engelin ise sabit oluşuna veya tam tersine, engelin hareketsiz bir sıvı içinde yer değiştirişine göre, iki sınıfa ayrılır. Birinci sınıfta üfleme tünelleri ve hidrodinamik kanallar yer alır. İkincisine aerodinamik dolapları ve karina havuzları girer. Uçaklar veya kendinden itişli füzelerde atılan maket denemesi bu ikinci türdendir.

Yorum Ekle

Click here to post a comment