A Harfi Ansiklopedi Nedir?

AKUSTİK

Sesin meydana gelişi, yayılması, duyulması ve özellikleri ile uğraşan ilim.

Bir yerin, sesin yayılması bakımından niteliği.

Sese ait, işitme ile ilgili.

Akustik, sesin algılanmasını, yani işitmeyi inceleyen fizyoloji, ses duyusunu inceleyen psikoloji ve sesleri ahenkli bir şekilde birleştirme sanatı olan müzikle sıkı sıkıya ilgilidir.

Akustik, uçlarında uyarıcı birer düdük bulunan ve sesi uzaklara ulaştırmaya yarayan uzun kauçuk boru.

Akustik boru, sesin şiddetini arttıran, sağırların kullandığı araç.

Mimari akustik, binalarda sesin iyi yayılması ve işitilmesi için mimar ve mühendisler tarafından kullanılan tekniklerin bütünü.

Akustik(veya işitme) siniri, iç kulağı beyne bağlayan sinirler demeti.

Akustiğin temeli sayılan ve eski filozofların da (özellikle Aristoteles’in) bildiği olay, insanda işitme duyusunu uyandıran bir cismin titreşim halinde olduğudur. Yani bu cisim, suya atılan bir taşın meydana getirdiği dalgalara benzer birtakım hızlı salınımlar yapar. Şu halde, akustik için, seslerin ve ses dalgalarının incelenmesidir denebilir. Tek telli bir ses aracı kullanarak, telin uzunluğu ile verdiği sesin yüksekliği arasındaki bağıntıyı inceleyen Pythagoras, hiç şüphesiz bir fizik olayının incelenmesinde sayıya başvuran ilk bilgindir. Bununla beraber, büyük bir hızla gelişen akustiğin temellerini kuran F. Bacan ile Galileo oldu. Gassendl, sesin inceliğini ve kalınlığını ses titreşimlerinin frekansı ile açıkladı. B. Mersenne ise, bir gamdaki çeşitli notaların frekansları arasındaki oranları tayin etti. Otto von Guericke, sesin boşlukta yayılmadığını gösterdi. P. Kircher, yankının sebebini açıkladı. J. Sauveur, titreşimlerde meydana gelen düğüm ve karın noktalarını buldu. Newton, sadece ortamların esnekliklerine dayanarak, sesin yayılmasını bir matematik teoriye bağladı. Brook Taylar, Daniel Bernoulli, Euler, d’ Alembert, titreşen teller teorisini, analiz yolu ile incelediler.

18. yüzyılın sonlarına doğru titreşimlerin frekansını ölçmeğe yarayan ilk metotlar ortaya çıktı. Siren metodu, grafik kayıt metotları ve 19. yüzyılda başarı ile uygulanan optik metotları. Sturm, Colladon ve Regnault, çeşitli ortamlarda sesin yayılma hızını tayin ettiler. Rezonatörlerden yararlanan Helmholtz ve Koenig, bileşik sesin analizini yaparak seslerin ve özellikle insan seslerinin tınısı sorununu çözümlediler. Az sonra, Leon Scott, fonotograf yardımı ile (1858) bir konuşmayı seçilebilecek şekilde kaydetti, daha sonra da Edison (1878) fonografı bularak, bir konuşmanın mekanik olarak tekrarlanacak şekilde kaydedilmesini sağladı. Daha önce, 1876’da, Beli, elektrikten faydalanarak, telefon vasıtası ile sesi uzaklara iletmeyi başarmıştı.

Radyoteknik’in hızla gelişmesi, 20 yüzyılın başlarındaa sesin Hertz dalgaları ile çok uzaklara iletilmesini mümkün kılmıştır. Bu çalışmaların yanı sıra elektroakustik denilen yeni bir akustik kolu, alternatif akımdan faydalanarak sesler ve yeni yeni tınılar elde etmeye çalışmaktadır.

Mimari Akustik’in amacı, bir taraftan sesin iyi işitilmesi için şekillerin incelenmesi ve malzeme seçimi, diğer taraftan bölmeler arasında veya bina ile dışarısı arasında sesin geçmesini önlemeye elverişli şartları sağlamaktadır. Eskiler, sesin anfi duvarlarında veya tabii çeperlerde yansıyarak şiddetlendiğini biliyorlardı. Bu denemeler, onlara akustik bakımından kusursuz tiyatro binaları yapma yeteneği kazandırdı. Bir sesin işitilmesi ile bu sesin bir veya daha fazla yansımasından meydana gelen yakınının işitilmesi arasında geçen zaman yankı zamanıdır. Bu zaman uzun ise, işitme niteliği kaybolur, fakat ses çok etkileyici ve renklidir. Geniş boyutlu ve duvarları sert malzemeyle kaplı salonlarda, mesela büyük camilerde durum böyledir. Eğer iç duvarlar emici ise, ses dalgaları kısmen yansır. Böyle yankısız bir salonda işitme zayıf, boğuk ve tınıdan yoksundur. Birinci halde yankı zamanı yüksek, ikinci halde zayıftır. Mimarlar, iç yüzeylerin yansıtıcı gücünü, yankı zamanını ayarlayarak, bir lokalin salonun akustik niteliğini değiştirirler. Bir konferans salonunun boyutları ve biçimi salonun akustiğini etkiler. Bu alandaki araştırmalar geleneğin el yordamından çıkmış, deneme ve hesaba dayanan ilmi metotlardan faydalanan bir teknik olmuştur. Lokallerin gerek kendi aralarında, gerek dışarıya karşı akustik bakımından tecrit edilmeleri, gürültü kaynaklarının arttığı modern çağda büyük bir önem kazanmıştır. Akustik tecrit, gürültünün kaynağına göre değişir. 1 havadan gelen gürültü, bir duvarı geçerken, bu duvarın birim kütlesinin büyüklüğü oranında zayıflar. 2 Titreşimler veya çarpma sesleri (ayak sesleri, bir binaya bağlı makinelerin gürültüsü) iletim yolu ile malzemeye yayılır. Bunları kaynaklarında tecrit etmelidir. Yumuşak bir halı ayak sesini boğar, titreşimleri geçirmeyen bir kaidede bir makinenin gürültüsünü azaltır. Havadan gelen bir ses, duvarlarda gücünü kaybetmezse, titreşimlerini duvara aktarır ve bu titreşimler, betonarme veya çelik binalarda her taraftan duyulur. Ses dalgası frekanslarının çınlama, titreşim girişimi ve yutulma olaylarında büyük bir önemi vardır.

Yorum Ekle

Click here to post a comment