A Harfi Ansiklopedi NERESİDİR

AKDENİZ BÖLGELERİ

Akdeniz kıyısı bölgelerinin tümü, başka bölgelerden iklim ve tabii bitki örtüsünün özelliğiyle ayrılır ve zeytin ağacının bulunduğu sulamasız tahıl ekiminin yapılabildiği iklim kuşağında yer alır. Akdeniz memleketleri kuzeyde Avrupa’nın İber, İtalya ve Balkan yarımadaları, güneyde Kuzey Afrika ve doğuda Yakındoğu memleketlerinin kıyı şeridinden meydana gelir.

Fiziki coğrafya; Akdeniz memleketleri esasında iklim özellikleri ile belirlenir. Kışları ılık (Marsilya Ocak ayı sıcaklık ortalaması 6° 3° C) ve yağışlı geçer, yazları sıcak (Atina Temmuz’da 27° C) ve kuraktır. Yağışlı günlerin sayısı az (Cebelitarık’ta 85) olmakla beraber, yağışlar çok defa şiddetli sağanaklar halindedir. Bu iklimin oluşu, yazın deniz üzerine yerleşen yüksek basınçların yağışlara set çekmesine, kışın ise, kutup cephesi boyunca alçak basınçların geçmesine bağlıdır. Her yerde iklim olayları yıldan yıla büyük değişiklikler göstermekle beraber, enlemin etkisine ve deniz tesirlerinin az veya çok oluşuna göre çeşitli iklim tipleri belirir. Lizbon’dan Atina’ya doğru uzanan 9°5 C Ocak izotermi iki kesimi ayırır. Kuzeyde, yağış maksimumları ilkbahar ve sonbahara rastlar, kışın şiddetli rüzgârlarla (mistral, bora) beraber soğuk baskınları olur. Yaza rastlayan kurak devre bir aydan üç aya kadar sürer. Güneyde kışlar ılık, yağışlar Aralık ve Ocak’tadır. Yaz kuraklığı dört beş ay sürer ve bu sırada siroko rüzgarları eser.

Bundan başka İber ve Balkan yarımadalarında, aynı zamanda Kuzey Afrika’da, kara etkisi ve engebeler, ısı farklarının artmasına sebep olur (Madrid’de en soğuk ve en sıcak ay ortalamaları 4°9 C ve 24°5 C’dir). Denize bakış şartları da yarımadaların kıyıları boyunca çok belirli ayrılıklar yaratır. Batı kıyıları doğu kıyılarından daha fazla yağmur alır. Adriya denizindeki Karadağ kıyılarında yıllık yağış toplamı 5,27 m. ye (Avrupa maksimumu) varabildiği halde, doğu Akdeniz kıyılarında 0,5 m. nin altına düşebilir.

Akdeniz bölgesinin görünüşü, kserofil (kurakçıl) tiplerin hâkim olduğu bitki örtüsüne çok geniş ölçüde bağlıdır. Kireçli topraklar üzerinde garig’ler, silisli zeminler üzerinde maki’ler bulunur. Bu makiler arasında, ağaççıkların gayet sık olduğu şekillere çok rastlanır. Toprağın kalın olduğu yerlerde yeşil meşelere, kışın yapraklarını döken ağaçlar da (kestane) karışır ve daha yüksek bölgelerde bunların yerini iğne yapraklılar ve cüce meşeler alır. İnsan müdahalesi, göçebe çobanlık, göçebe tarım (yakılarak temizlenmiş zemin üzerinde) ve yangınlar yüzünden tabii bitki örtüsünün önemli şekilde bozulduğunda şüphe yoktur.

Jeoloji konusunda, bütün yaşlar ve bütün yapılar Akdeniz memleketlerinde temsil edilmektedir. İberya ve Fas «meseta»larındaki billûrî temel, çok defa kırıklara uğramış, içine temel parçaları ve tortu örtüsü elemanları karışmış kıvrımlı sistemler Tiren denizi boyunca faal volkanlar gibi bütün bu elemanların birbiri içine girmesi Akdeniz bölgesinin yüzey şekillerinde ve morfoloji birimlerinde olağanüstü bir parçalılık meydana getirmiştir.

Yüzey şekilleri ve iklim şartları yüzünden, Akdeniz memleketlerinde tarım alanları sınırlıdır. (Yüzde 54) Halbuki bu nispet, Kuzey ve Batı Avrupa’da yüzde 64’e varır, Yunanistan’da ise yüzde 29’a düşer. Çok iyi ekilen küçük ovalarla daha çok göçebe hayvancılığa ayrılan çoğu çıplak dağ kütleleri arasındaki fark büyüktür. Sürülerin yer değiştirmesi, hem yükseltiye göre (Appennin dağları Portekiz, Balkanlar), hem de enleme göre, güneyden kuzeye doğru (İspanya’da Kuzey Afrika’da) olur. Tarım tiplerini yağmur ve toprak çeşitleri tayin eder. İklimi kuru ve toprakları orta nitelikte olan yerler, bazen her yıl ürün alınamayan (işlenmiş nadaslı) tahıl ekimine yönelmiştir, verim düşüktür (Sicilya’da hektar başına 1 140 kg.). Yağmurların daha bol, toprağın daha zengin olduğu yerlerde sulamasız, nadassız çeşitli ürünler ekimi yaygın olmakla beraber, bu tarım tipi çok defa büyük bir çaba ister (sarp ve taşlık yamaçlar üzerinde taraça basamakları yapmak ve bunları devamlı şekilde bakıma tabi tutmak gibi).

Çok uzun süren yaz kuraklarının sulamayı gerekli kıldığı ovalarda, yüzyıllardan beri süre gelen çabaların eseri olan ve sosyal, iktisadî yapı bakımından birlikte çalışma temeline dayanan huertalar gelişmiştir. Huertalar’da besin bitkileri (Yunanistan), sebze (Yakındoğu), turunçgiller (İspanya-İtalya, Türkiye, Kuzey Afrika) tarımı yapılır. Bu sayılan bölgelerde verimin en yüksek olduğu yerlerdir.

Gelenekten gelen bu toprağı değerlendirme şekilleri, Akdeniz memleketlerinde değişiklikleri köstekleyen az gelişmişliğin bazı belirtilerini daha da şiddetlendirmiş, zeminin aşırı işletilmesi ve dağ yamaçlarındaki ormanların baltalanması, büyük toprak aşınmalarına yol açmıştır (Aspromonte güneyinde toprağın yüzde 65’i kullanılmaz haldedir). Ovalarda ve iç yaylalarda yaygın (ekstansif) tahıl ekimi, latifundialarin devam etmesine yol açmış, bunların yetersiz kullanılması ve büyük mülk sahiplerinin ihmali daha da ağır sonuçlar doğurmuştur. Buna karşılık sulanabilen küçük ovalarda toprak, gelişmeğe engel olacak derecede küçük parçalara bölünmüştür. Ekilebilir toprağın darlığı, çok yerde, pek yüksek bir nüfus basıncı yaratır.

Yakındoğu yalı ovalarında km².ye 200’den fazla nüfus düşer, Murcia huertası’nda ise nüfus yoğunluğu 1 200’e kadar yükselir (Asya deltalarındaki ile karşılaştırılabilecek bir yoğunluk). Büyük çoğunluğu kırlarda yaşayan bu halkların nüfus artış hızı binde 10’dan fazla ve hayat seviyesi de çok düşüktür. Ulaşımdaki gelişme, yeni pazarların kuruluşu ve teknik ilerleme, geleneğe bağlı tarımda birtakım değişiklikler yaratmıştır. Gelişmiş bir sulama sayesinde çok defa ticari tarım alanında ihtisaslaşmağa gidilebilmiştir. Turunçgiller (Sicilya, İspanya, Kuzey Afrika), Puglia ve Tunus zeytinlikleri, Vaucluseve Lübnan’ın turfanda ürünleri gibi. Sulama işinin, buhranlara meydan veren tek çeşitli tarım tehlikesini önlemek üzere, ürünleri çeşitlendirecek bir çare olarak kullanıldığı da görülür (Languedoc). Bundan başka, tabiî imkânları memleket ölçüsünde değerlendirme isteği, ilkel bir tarım yapısını baştan aşağı değiştirebilmektedir. İtalya’da toprak ıslahı ve tarım reformları bazı yörelerin ziraî yapısını derin bir şekilde yenilemiş, sürekli iş yetersizliğine karşı küçük köy birimleri meydana getirilmiş, yaygın tahıl ekimi ve hayvancılığın yerini kuru veya sulamalı çok çeşitli tarım almıştır (Toscana Maremma’sı, Pontinia ovası, Puglia, Calabria). Bazı yerlerde de meselâ İsrail’de, mahsulü (özellikle turunçgilleri) konu haline getirmek maksadı ile boş arazinin ele alındığı görülmektedir. Akdeniz memleketlerinin iktisadî gelişmesindeki gecikme, bunların enerji kaynakları ve ham maddeler bakımından fakir oluşları ile de ilgilidir. Maden kömürü hemen hiç yoktur, petrol ile tabiî gaz, İtalya hariç, yerinde tüketilmekten çok ihracata yaramaktadır. Sular rejimi de hidroelektrik santraller kurulmasına pek elverişli değildir. Bu konuda tarihî faktörler de rol oynar. 16. yüzyıl sonlarına kadar Akdeniz memleketleri, Bizans’ın mirası, İtalyan limanlarının ticarî ve mali önemi, İspanya’nın siyasî kudreti sayesinde büyük bir iktisadi faaliyete sahne olmuştur. Fakat, tacir orta sınıfların gerilemesi, gemicilik tekniğindeki durgunluk, Kuzey Afrika’da üslenen korsanlık, artık sermayeden yoksun olan Akdeniz âlemini, Kuzeybatı Avrupa’yı baştan başa değiştiren sanayi devrimi sırasında derin bir uykuya daldırmıştı. Akdeniz memleketleri, yeryüzünün en erken şehirleşmiş bölgeleri arasında yer alır. Zamanımızda nüfusun büyük bir kısmı küçük şehirlerde yaşar. Bununla beraber, hizmet faaliyetlerinin asgariye indiği bazı yerleşmelerde, toprak elemanlarının çok önemli bir oranda bulunduğu da hatırdan çıkarılmamalıdır (Güney İtalya). Akdeniz’in güneyindeki ve Asya cephesindeki şehirler, bugünde bazı tarihî vasıflarını muhafaza eder. Modern yaşama şartları ile beraber zenginliğini çevredeki toprak mülklerine borçlu olan gelenekten gelme bir hayat tarzına da rastlanır (Sam, Sfaks). Bazı yerleşmelerde, Müslümanlıktan gelen eski unsurlar, Avrupalılara ait mahalleler ve halkın yaşadığı kenar semtlerle yan yanadır (Tunus, Fas vb.). Denizin kuzey kıyısındaki şehirler arasında en faal olanları, yine de limanlardır. Mübadele sayesinde buralarda önemli sanayi kolları kurulmuştur. Marsilya ve Cenova gibi, Akdeniz’in büyük iktisadi kavşakları daha çok ileri milletlere ait oldukları için gelişebilmiştir.

Yorum Ekle

Click here to post a comment