A Harfi Ansiklopedi NERESİDİR

AKHİSAR

Ege bölgesinde, Manisa iline bağlı ilçe merkezidir.  Şehir, Gediz ırmağının kolu olan ve Kumçayı’na karışan Gördük suyunun sol kıyısına yakın bir yerdedir. 46 167 nüfusu vardır. Vaktiyle ovaya bakan tepelerin yamaçlarında bir eskiçağ kasabasının yerinde kurulmuşken, şimdi ovaya doğru gelişmiştir.

Şehrin eski adı Thyateira idi, kasabanın bir de kalesi vardı. 14. yüzyıl sonunda Akhisar Osmanlı devleti hâkimiyetine girdikten sonra hudutlardan uzak kaldığı için kale onarılmadı ve ortadan kalktı. 20. yüzyıl başlarında Akhisar’ın nüfusu 12 000 kadardı. Tütüncülük ve bağcılık, gelişme halindeki kasabanın çeşitli geçim kaynakları arasında başta geliyordu. Birinci Dünya savaşından sonra Yunan kuvvetleri tarafından işgal edildi (15 Haziran 1919). Üç yıl sonra kısmen yakılmış ve harap olmuş halde geri alındı (6 Eylül 1922).

1927 Sayımında 18 000’i biraz geçen nüfusu 1940’ta 25 000’e, 1960’ta 40 000’e yaklaştı. Bu nüfus artışı, Akhisar’ın ziraat ürünleri için gittikçe canlanan bir ticaret merkezi haline gelmesi, ulaşımın gelişmesi (İzmir-Bandırma demiryoluna işlek kara yollarının eklenmesi, mali müesseseler kurulması…) ile ilgilidir. Akhisar dolaylarında öteden beri çeşitli toprak ürünleri yetiştiriliyordu, Cumhuriyet devrinde tütüncülük fazla ilerledi ve Akhisar, Ege bölgesi tütüncülüğünün önemli bir merkezi oldu. Öyle ki, artık Akhisarlıların hemen dörtte üçünün geçimi, tütün üretim ve ticaretine dayanmaktadır. Tütün, yörenin daha çok kuru zeminli topraklarında iyi kaliteli mahsul verir. Sulak yerlerde ise pamuk ekimi tercih edilir. Geri kalan topraklarda tahıl, baklagiller, susam, ayçiçeği vb. ekimi yapılır. Dikili ziraat olarak bağcılık (çekirdeksiz üzüm) ve yamaçlarda zeytincilik yapılır. Akhisar’da bazı ziraat sanayi kuruluşları da vardır. Bunlar arasında nebati yağ fabrikaları başta gelir.

Akhisar ilçesi (1 980 km³. 121 200 nüfus.), üç bucak (Akhisar, Gölmarmara, içinde, kasaba büyüklüğüne erişmiş merkezlerinden başka 97 köye sahiptir. Palamut) bucak.

Akhisar’da bugün ayakta duran yapıların büyük kısmı Osmanlılardan kalmadır. Daha eski devirlerden bir iki örnek saymak da mümkündür (Ulu cami veya Fethiye camii). Bu eserin kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Ortada pandantifli büyük kubbesi, iki yanda kubbesiyle erken devir Osmanlı mimarisi örneklerinden sayılabilirse de kesin bir şey söylenemez. Ulu camiin hemen karşısındaki, yıkılmak üzere olan yapı medresedir. Bu yapı kalıntısı da Osmanlı devri özellikleri taşır. Bunlardan başka Gülruhsultan camii (1508), tek kubbeli Emetli camii, Paşa camii dikkati çeker. Zeynelzade kütüphanesi de Akhisar’da anılmağa değer Türk mimari eserleridir. Bunlar, onarma ve eklemelerle ilk şekillerini kaybetmiş olmakla beraber, yapıldıkları devrin özelliklerini taşımaktadır.

Yorum Ekle

Click here to post a comment